‘Sağlık’ kategorisi için Arşiv

Uykusuzluktan kurtulmanın yolları

Salı, 04 Mayıs 2010

Uyuyamayan bir insan verimsiz, uyumsuz, sinirli ve alıngan olabiliyor. Peki o zaman sağlıklı bir uyku uyuyabilmek için neler yapmalıyız?Uyku, insan ömrünün neredeyse üçte birini kapsayan ve organizmanın dinlenmesi ve kendini yenilemesi için gerekli bir ihtiyaç. Beynin de dinlenmek için uykuya ihtiyacı vardır. Bazı kişiler uykunun boş yere harcanmış bir zaman olduğunu düşünür. Hatta az uyumakla övünen çok insan vardır. Bu kişiler ‘hayatımı uyuyarak mı geçireceğim’ derler. Hâlbuki bu düşünce ‘hayatımı fazla oksijen tüketerek mi geçireceğim’ sorusu kadar yanlıştır. Oysa sağlıklı ve mutlu yaşamamız için olmazsa olmazlardan bir durumdur uyku.

Uyuyamayan bir insan verimsiz, uyumsuz, sinirli ve alıngan olabildiğini belirten Reem Nöroloji Merkezi kurucusu ve doktoru Mehmet Yavuz, uykusuz insanların hata yapma ihtimallerinin de yüksek olduğunu, trafik kazalarının pek çoğunun uykusuz direksiyon başına geçmekten kaynaklandığına dikkat çekti. Dr. Yavuz, sağlıklı bir uyku için neler yapılması gerektiğini anlattı.

Uykusuzken hata yapma ihtimali yüksektir

Genel olarak insanların yeterince uyuyamaması, ruhsal ve fiziksel pek çok soruna yol açabilir” diyen Reem Nöroloji Merkezi kurucusu ve doktoru Mehmet Yavuz, uyumanın; su içmek, gıda almak gibi insan hayatının olmazsa olmazlarından olduğunu vurguladı.

Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz’a göre, uyuyamayan bir insan verimsiz, uyumsuz, sinirli ve alıngan olabilir. Uykusuz insanların hata yapma ihtimalleri yüksektir. Trafik kazalarının pek çoğunun da uykusuz direksiyon başında olmaktan kaynaklandığına işaret eden Dr. Yavuz “Uykusuz insanın beyini, kendi bakımını yeterli derecede yapamaz, bu da hatalara sebep olur. Uyku o denli önemli ki, pek çok işlevimizi etkiler. Bu nedenle uyku sürelerini azaltmak bilinç, zekâ, beceri gibi faaliyetlerimizde gerilemeye yol açabilir. 14 gün uykusuz bırakılan farelerin ölmesi, uykunun önemini anlamak için yeterli olabilir. Uykusuz kalan insanların belli bir süre sonra bilinç kaybı yaşadıkları da bilinmektedir” diyor.

Uykunun evreleri…

Dr. Mehmet Yavuz, uykunun evreleriyle ilgili de bilgi verdi. Yavuz’un belirttiğine göre sağlıklı bir uyku, rüya görülen (REM) ve görülmeyen dönem (non-REEM) diye ikiye ayrılır. Rüya görülmeyen uykunun da iki türü var: Yüzeyel ve derin uyku.

Yatağa girip uyuduğumuzda önce yüzeysel uykuyu yaşarız, sonra giderek derin uykuya geçeriz. Derin uykunun bir yerinde önce rüya görülen, sonra tekrar rüya görülmeyen uykuya geçeriz. Sabaha kadar yüzeyel-derin-rüya görülen uyku paketleri 3–4 kez tekrarlanır. REM uykusunda zihnimiz toparlanır, beynimiz dinlenir. Uykunun diğer evrelerinde de bedenimiz dinlenir. Eğer uykuyu kesintiye uğratan bir sebep varsa uyku hep yüzeyel uyku döneminde kalabilir. Yani derin uyku ve REM uykusu eksik kalır. Bu da bedenimizin ve zihnimizin dinlenmemesine yol açar. Öğrencilere tavsiyem şu: Sınavlarınıza çalışmayı son geceye bırakmayın gece 4′ e kadar oturup ertesi gün sınava girerseniz yeterli REM dönemi uykusu yaşanamayacağı için başarısız olunabilir. Bu yüzden özellikle sınav öncesinde uykuya çok dikkat edilmelidir.

Ne kadar uyumalıyız?

Genel olarak erişkin insanlar günde 4–11 saat arasında değişen sürelerde uyur. Yeni doğan bebekler 18 saat, okul çağı öncesi çocuklar 12–13 saat uyurlar. Aslında ergenlik döneminin sonuna kadar uyku ihtiyacında azalma olmaz. Beynin öğrenme sürecinde uykudan vazgeçilmemesi gerektiğinin altını çizen Dr. Mehmet Yavuz, “Çünkü öğrenmek, beyinde birtakım sinirsel bağlantıların kurulması ve sürdürülmesi demektir. Bu sürecin doğru olması için uyku gerekir. Uyku sorunu olanlarda bellek bozukluğu, çocuklarda ise öğrenme zorluğu olur. Yaşı biraz ilerlemiş insanlarda uyku süresinin azalmasının nedeni, yeni bir şeyler öğrenmekten vazgeçmiş olmalarıdır.” diye konuştu.

Aşırı uyku da psikolojik sorunlar yaratır

Mehmet Yavuz’a göre, nasıl ki uykusuzluk önemli bir sorundur, aşırı uyuma da aynı şekilde günlük hayatı etkileyen önemli bir problem… Aşırı uyku (Narkolepsi) durumunda da kişilerin iş ve sosyal hayatları olumsuz etkilenir. Bu insanlar çalışırken ya da araç kullanırken çeşitli tehlikelerle karşılaşabilirler. Neyse ki, bugün artık aşırı uykunun ilaçlarla tedavisi mümkün…

Sağlıklı bir uyku uyumak için nelere dikkat etmeliyiz?

Sağlıklı bir uyku için Uyuyamıyorum, ne yapabilirim?, Rahat bir uyku için ne yapalım?, Uyumaya yardımcı yiyecekler, Sabahları zinde uyanmak için yazılarımızı okuyabilirsiniz. Dr. Mehmet Yavuz’un önerileri ise şöyle:

Çok aç ya da tok olmamak,

Kafeinli, alkollü, kolalı içeceklerden ve tütün kullanımından kaçınmak,

Düzenli egzersiz yapmak, ancak akşam saatlerinde heyecan oluşturacak aktivitelerden kaçınmak,

Uyku gelmeden yatağa girmemek,

Yatak odasında başka rutin işler yapmamak, uyuyamadığında uyumaya çabalamamak, yataktan ve yatak odasından çıkarak başka bir yerde zaman geçirip uyku gelince yatağa dönmek. (Kitap okumak bunların dışındadır.)

Ne kadar uyunursa uyunsun sabah belirli bir saatte kalkmak,

Gündüzleri uyumamak ve yatak odasını ses, ışık, ısı yönünden izole etmek,

Aerobik egzersizler yapmayı alışkanlık haline getirmek lazımdır.

Gününüzün belirli bir bölümünü bu egzersizlere ayırın. Belirli bir süre egzersiz yapmak genelde geceleri rahat bir şekilde uyumanız için yeterli olabilir

Yatmadan önce aşırı sıcak olmayan, ılık bir banyo yapmak kaslarınızı gevşeterek uyumanıza kolaylık sağlayabilir.

Eğer kas ağrılarınız ve kas spazmlarınız varsa ve bu nedenle uyuyamıyorsanız, şerbetçiotu (Humulus lupulus) bitkisinin çaylarını içebilirsiniz. Bira yapımında kullanılan bu bitki, binlerce yıldır yatıştırıcı ve rahatlatıcı olarak kullanılmaktadır. Aynı şekilde ıhlamur çayı da uyumanıza yardımcı olabilir.

Odanız karanlık, rahat ve sessiz olsun. Işık ve ses, uyku kaçırır. Yatak odanızda TV ve bilgisayar bulundurmayın. Odanızın sıcaklığı optimum derecelerde olması gereklidir.

Sağlıklı bir kişi, uykusu gelip yatağa gittiğinde ortalama 5 ile 15 dakika arasında uyur. Bu süre, günün koşullarına göre değişebilir. Örneğin yorgun veya üzüntülü iseniz uykuya geçmeniz daha uzun sürer. Eğer uykuya dalmanız yarım saati aşıyor ve bu durum sık sık tekrarlıyorsa, uykusuzluk probleminiz var demektir. Bu durumda artık profesyonel yardım almanızın gereklidir.

Bahar yorgunluğu

Salı, 04 Mayıs 2010

Bahar aylarında oldukça sık görülen yorgunluğun üzerinizden rahatça atılabilmesi için uzmanlar doğal bir reçete sundu.Mevsim dönüşümlerine bağlı olarak metabolizma ve hormonlar üzerinde görülebilen değişimler, bazı kişilerde zihinsel ve bedensel farklılıklara yol açabiliyor. Bahar ayının gelişi kimimize enerji ve canlanma hissi verirken; kimimizde de halsizlik, yorgunluk hissi, eklem ağrıları, uykuya eğilim, mutsuzluk ve dikkat dağılımı gibi sıkıntılara sebep olabiliyor. Beslenmemizde yapacağımız bazı değişikliklerle bahar yorgunluğunu üzerimizden rahatça atabileceğimizi belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Sevil Nas Can, doğru beslenmenin reçetesini paylaşıyor.

Bahar aylarında hangi vitaminlerin önemi artar?

•Baharda artan stresi azaltmak için B grubu vitaminleri yönünden zengin gıdaları mutlaka tüketmeliyiz. Tam tahıllı ekmekler, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, et ve süt ürünleri gibi.

•Antioksidan vitaminler vücudumuzun zararlı çevresel etkilere karşı koruyuculuğunu arttır. C vitamini, E vitamini, A vitamini, selenyum ve çinko, güçlü antioksidan özelliğine sahip vitaminlerdir.

•C vitamininden zengin besinler; maydanoz, biber, turunçgiller, soğan, kereviz, brokoli, çilek ve kiviyi sayabiliriz.

•A vitamininden zengin besinler: Balık, yumurta sarısı, kırmızı et, süt, yoğurt, havuç, kayısı, tatlı kabak, kavun, şeftali, ıspanak, brokoli, tere, maydanoz, dereotu ve roka.

•E vitamininden zengin besinler: Bitkisel yağlar, yağlı tohumlar, yeşil yapraklı sebzeler, yumurta ve kepeği ayrılmamış un.

•Selenyumdan zengin besinler: Balık, deniz ürünleri, etler, tahıllar, yumurta, brokoli, lahana, kereviz, soğan – sarımsak, mantar ve turp.

•Çinkodan zengin besinler: Etler, balık, süt, peynir, yumurta, deniz ürünleri, yağlı tohumlar, kuru baklagiller, kepekli tahıl ürünleri ve mantar.

Gerekli vitaminleri almak dışında beslenmemizde dikkat etmemiz gereken hususlar nelerdir?

•Öğün sayımızı artırmak, sindirim sistemimizin zorlanmaması için çok önemlidir. Öğün araları 2.5-3 saat arayla olmalı, uzun süre aç kalınmamalı ve birden yemeğe yüklenilmemeli.

•Günlük sıvı tüketiminin artırılması, baharda değişen hormonal ve çevresel etkilerin vücudumuzda yaratacağı ödemi (şişkinliği) azaltacağından oldukça önemlidir. Günde 10-14 bardak arası su tüketmeliyiz.

•Kola ve kahve gibi kafein içeriği yüksek içecekler ve alkol tüketimi, stresi ve vücuttaki ödemi arttıracağından uzak durulması gereken içeceklerdir. Onların yerine su, az tuzlu ayran, yarım yağlı süt ve taze sıkılmış meyve sularını tercih etmeliyiz.

•Aşırı tuz tüketimi; vücutta su birikimi arttırarak yorgunluk hissini artırabileceğinden, fazla tuz tüketiminden kaçınmalıyız.

•Hafif yürüyüş ve sporlar hormonal dengeyi arttıracağı, metabolizmamızın hızlanmasında ve ödemin atılmasında faydalı olacağı için mutlaka düzenli olarak yapılmalıdır.

•Ağır karbonhidratlı ve yağlı yiyecekler (hamur işleri, şerbetli tatlılar, fazla miktarda pilav, makarna, ekmek, kızartma, kavurma vb.) tüketimi uyku ve yorgunluk halini artıracağından ölçülü tüketilmelidir. Bunların yerine kepekli ve tam tahıllı yiyecekler, sütlü tatlılar, haşlama, fırın ve ızgara tarzı yiyecekler tercih edilmelidir.

Bahar beslenmeyi nasıl etkiliyor, neler yapılmalı?

Baharın gelmesiyle birlikte birçoğumuz kilo verme telaşına düşeriz. Kısa sürede mucize yaratan diyetler, ilaçlar veya bitkiler denemeye başlarız. Uzun zamanlarlara alınan kiloları 1-2 ay içinde vermeye çalışmak, bilinçsiz ve dengesiz diyetler uygulamak, sağlığımız üzerinde zararlı etkilerinin yanı sıra, metabolizmada yavaşlamaya, bağışıklık sisteminin düşmesine, halsizlik, yorgunluk ve konsantrasyon bozukluğu gibi birçok sıkıntıyı yaşamamıza sebep olabilmektedir. Bu nedenle kilo vermek isteyenlerin, mutlaka diyetisyen kontrolünde beslenmelerini ayarlamaları gerekir.

Bahar ayları hangi yiyeceklerin tam mevsimidir?

Bahar aylarındaki beslenmede dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de; besinleri mevsiminde, taze ve hormonsuz olarak yemektir. Meyvelerin gelişimi ve üremeleri için çok düşük dozlarda kullanılan hormon içeren ilaçlar insan sağlığını fazla etkilemiyor. Ancak meyve ve sebzelerin hızlı ve fazla büyümesi ve verimini arttırmak için yüksek dozlarda ve bilinçsizce kullanılan hormon ilaçları sağlığımızı riske sokabiliyor. O yüzden alışverişlerimizde mevsimine göre çıkan besinleri tercih etmeliyiz ve bunları taze olarak pişirip tüketmeliyiz.

MART

Balık: Levrek, kalkan, kefal, tekir ve midye.

Sebze: Ispanak, havuç, pırasa, kırmızı turp ve brokoli.

Meyve: Elma ve muz.

NİSAN

Balık: Kalkan, kılıç, kırlangıç, tekir, barbunya, mercan, kayabalığı ve midye.

Sebze: Taze soğan, taze sarımsak, kuşkonmaz, taze kekik, bakla ve marul.

Meyve: Can erik

MAYIS

Balık: Barbunya, ıstakoz, levrek, tekir, kılıç, kırlangıç, dilbalığı, iskorpit, pavurya ve karides.

Sebze: Enginar, bakla, madımak, semizotu, papatya, ebegümeci, domates ve salatalık.

Meyve: Çilek, yeşil eri, malta eriği ve dut.

Meyve ve sebzelerin tazeliğinden nasıl emin olabiliriz?

Dış görünüş ve yapılarına göre ayırt edebileceğimiz bazı yiyecekler şöyle:

•Domates: Domates kesildiğinde içi fazlaca boşsa, meyvenin ucunda sivri çıkıntılar ve yuvarlak yapısından farklı bir şekle sahipse, hormonlu olduğundan şüphelenebilirsiniz. Ayrıca hormonlu domatesler de dik kesildiğinde ortasında beyaz ve sert bir tabaka görülür.

•Salatalık: Şekilsiz, bir ucu kalın, bir ucu ince veya yan yana yapışık meyvelere dikkat edin. İçleri adeta sünger gibi, çekirdek evi de kof bir yapıya sahiptir. Tatlarında farklılıklar ve lezzetsizlik vardır.

•Biber: Aşırı büyük ve etli bir görünüme sahiptir. Çekirdek etrafı boş, etli kısımda domatesteki gibi beyaz ve sert bir doku görülür.

•Patlıcan: Şekli bozuktur. Kenarında şişlikler görülür. Yan yana yapışıktır. Etli kısmı sünger gibi kof olur.

•Patates: Şekilsiz ve yumruları birbirine yapışıktır. Patateste aşırı gübre ve hormon kullanılırsa içinde kararmalar görülür.

•Çilek: Aşırı büyük, çift yapışık ve içleri boştur.

•Karpuz: Hormonlu karpuzların çekirdek evleri boştur. Yendiği zaman aşırı nişasta kokusu verir.

Evde kilo vermek

Salı, 04 Mayıs 2010

Eğer spor salonlarına verecek paranız, harcayacak zamanınız yoksa üzülmeyin. Evde yapabileceğiniz egzersizlerle fazla kilolarınızdan vedalaşabilirsiniz.

Uygun bir diyet eşliğinde egzersiz, kilo vermenize yardımcı olacaktır. Ehow.com isimli internet sitesinde yer alan habere göre, işte evde yapabileceğiniz en yaygın ve popüler egzersizler:

Aralıklı idman: Bu egzersizde, belirli bir zaman için çok sıkı çalışıyorsunuz, sonra belirli bir süre ise yavaş tempoda yürüyorsunuz. Örneğin, merdivenleri uçarak çıkıyorsunuz (hızlı bölüm), sonra aşağıya doğru yürüyorsunuz (yavaş bölüm). Bir başka örnek ise, bir dakika için koşu bandı üzerinde koşuyorsunuz ya da tempolu yürüyorsunuz; sonrasında ise bir dakika daha yavaş tempoda yürüyorsunuz. Toplam 20 dakika sırasıyla hızlı ve yavaş uyumunu ayarlıyorsunuz. Bu sadece yarım saat hızlı tempoda koşmanızdan daha fazla fayda sağlayacak.

Direnç antrenmanı: Ağırlık ya da direnç bantları gibi ekipmanlar kullanarak kaslarınızı esnetip, gevşetiyorsunuz. Örneğin, pazu bükme (Oturarak veya ayakta omuzları oynatmaksızın kolların dirseklerden bükülüp yüz hizasına getirilmesiyle gerçekleştiriliyor). Direnç bantları kullanarak, çömelip kalkabilirsiniz.

Yürümek: En basit egzersizlerden biri de yürümektir. Bu herhangi bir donanım gerektirmez ve istediğiniz her yerde bu egzersizi uygulayabilirsiniz. Yürümek, kalbiniz için fayda sağlamasının yanında bacaklarınızı kuvvetlendirmeye yardımcı olur. Ayak bileği ağırlıkları ya da el ağırlığı zorluğunu artırır. Yürürken MP3 oynatıcınızı dinleyebilirsiniz. Adımlarınıza hareket kazandırmak için daha hızlı yürümelisiniz.

Karın sıkıştırma egzersizi: Herkes bu egzersizin nasıl yapıldığını bilir. Sıkıştırma egzersizi, karın bölgenizdeki kasları geliştirmeye ve kuvvetlendirmeye yardımcı olur. Ayrıca, herhangi bir ekipmana ihtiyaç duymadan da yapabilirsiniz. Sırt üstü uzanın, ayaklarınızı düz olarak uzatın. Ellerinizi başınızın arkasına koyun ve omuzlarınız yerden uzaklaşana kadar doğrulmaya çalışın. Bir iki saniye bu şekilde kalın ve tekrar başa dönün. Ellerinizi asla başınızdan çekmeyin. Bu boynunuzu zorlayabilir.

Düz Bir Karın İnce Bir Bel

Salı, 04 Mayıs 2010

Kısa sürede birçok dile çevrilip uluslararası bestseller listelerine bile giren kitap Flat Belly Diet yakında geliyor!

ABD’nin ünlü sağlık dergisi ”Prevention” editörleri tarafından hazırlanan orijinal adı ”Flat Belly Diet” olan ve Türkçesi ”Düz Bir Karın İnce Bir Bel” olan kitap, yarın piyasaya çıkacak.

Prestij Yayınlarından yapılan yazılı açıklamaya göre, ”’Düz Bir Karın İnce Bir Bel” adıyla Türkçeye çevrilen kitap, doğrudan bel ve karın yağlarının eritmeyi hedefleyenler için bir rehber niteliğini taşıyor.

ABD’nin sağlık dergisi ”Prevention” editörleri, aynı kalori miktarına sahip olan diyetler içinde sadece merkezinde tekli doymamış yağ asidi (mufa) bulunan diyetle göbek ve bel çevresinde oluşan fazla yağların azaldığı sonucuna varılan bilimsel araştırmaya dayanarak bir beslenme programı geliştirdi.

Editörlerin geliştirdiği, bel ve karın yağlarını eritmeyi hedefleyen herkes için işe yarayacak bilimsel, sağlıklı ve egzersize gerek duymayan diyet programı ”Flat Belly Diet” orijinal adıyla kitap olarak olarak ABD’de yayınlandı.

Kitap kısa sürede birçok dile çevrilerek uluslararası bestseller listelerine girdi.

Çevrildiği dillerde milyonlarca insana ulaşan kitabın Türkçe versiyonu Prestij Yayınları, tarafından ”Düz Bir Karın İnce Bir Bel” adıyla yarın okurlarıyla buluşacak

Et yiyerek form tutabilirsiniz

Salı, 04 Mayıs 2010

Sınırsız et, tavuk, balık yiyerek herkesin imrendiği bir vücuda sahip olmak artık sizin elinizde.

Fransa’nın tanınmış beslenme uzmanı Dr. Pierre Dukan’ın Je ne sais pas maigrir (Zayıflamayı Bilmiyorum) isimli kitabı satış rekorları kırıyor.

Dukan’ın spor yapmadan sınırsız et, tavuk ve balık yenilerek kilo kaybedilebileceğini öne sürdüğü diyetinin amacı insanları strese sokmadan zayıflatmak.

Sabah gazetesinin haberine göre; protein ağırlıklı diyetin ilk hedefi yağ hücrelerinin bir an önce yok edilmesi. Sınırsız protein tüketip aç kalmadığınız ve az miktarda yağ kullandığınız için vücut, mevcut yağ depolarını harcamaya başlıyor.

Yani “Dukan Diyeti” işe, önce insanların yeme alışkanlığını değiştirerek başlıyor. Bunun için de ilk 10 gün ağırlıklı olarak sadece balık, yağsız et, yumurta, tavuk, yoğurt, süt, peynir ve gibi yiyecekler tüketiliyor.

Dr. Dukan, “İlk beş gün içinde asgari 3 azami 7 kilo verdiğinizi göreceksiniz” diyor. Bu ilk dönemde bazı insanlar, yeme alışkanlıkları değiştiği için yan etki olarak ağız kuruluğu ve nefes sıkışıklığı çekebilir. Bunun üstesinden gelmek için de bol bol su içilmesi tavsiye ediliyor. İlk on günlük aşamada sırasıyla şu yiyeceklerin yenilmesi tavsiye ediliyor…

GÜN GÜN DİYET

* Birinci gün: Sığır eti
* İkinci Gün: Hindi ve tavuk.
* Üçüncü gün: Yağsız etler.
* Dördüncü gün: Tavuk ciğeri, Sığır eti.
* Beşinci gün: Bütün balık çeşitleri.
* Altıncı Gün: Kabuklu deniz ürünleri.
* Yedinci gün: İkiye kadar yumurta.
* Sekizinci gün: Yoğurt ve süt.
* Dokuz ve onuncu günler: Marul ve diğer yeşillikler…

PROTEİN ARTI LİMİTSİZ SEBZE

İkinci aşamadaki ilk on gün ise, proteinlere ek olarak sebze tüketiminden oluşuyor. İkinci on günde günde en az 1,5 litre su içilmesi gerekiyor. Üçüncü aşamadaki 10 gün ise her gün protein ve sebze tüketmenin yanında mevye yeme zorunluluğu da başlıyor. Meyve yanında yavaş yavaş bir parça ekmek, bir kez istediğiniz şekilde mükellef bir yemek ziyafeti de çekebiliyorsunuz. Uyum olarak nitelenen dördüncü aşamada ise artık istediğinizi yemekte serbestsiniz. Hiç bir suçluluk ve sınırlama olmadan isteğiniz besini tüketebilirsiniz. Bu aşamadaki tek kural ise, her perşembenin protein günü olması.

BİR KAŞIK TATLI BİLE DİYETİ BOZAR

‘Saldırı’, ‘Yolculuk’, ‘Takviye’ ve ‘Koruma’ isimli 4 aşamadan oluşan diyette tabii ki yapılmaması gerekenler de var. Özellikle ilk üç günde yoğun egzersiz yasak. Öğünlerin de atlanmaması gerekiyor. Ketçap, mayonez gibi yağ ve şeker içeren soslar kullanılmayacak. Bu aşama hiçbir sapma veya özür kabul etmiyor. Tuzdan uzak durulması gerekiyor. Tatlılardan ise ‘Bir kaşık alayım sadece’ demek bile diyeti bozuyor.

Yemekten sonra yapmamanız gerekenler

Salı, 04 Mayıs 2010

Yemekten sonra yapmamanız gerekenler:

- Araştırmalar yemekten sonra içilen bir sigaranın 10 taneye bedel olduğu kanıtlıyor.
(Kanser riski de doğru orantıda artıyor)

- Yemekten hemen sonra meyve yemek midenin hava ile dolmasına sebep oluyor. O yüzden meyvenizi yemekten 1-2 saat önce ya da sonra yemelisiniz.

- Çay yaprakları yüksek oranda asit içerdiği için yemeklerden aldığımız proteinleri sindirmemizi zorlaşır.

- Yemekten sonra kemer gevşetmek bağırsakların bükülmesine ve bloke olmasına sebep.

- İnsanlar genellikle yemek yedikten sonra yürümenin ömrü uzattığına inanır. Halbuki bu doğru değil. Yürümek, sindirim sisteminin yediğimiz yemeklerden nütrientleri özümsememesine sebep olur. Yani yediğimiz yemeğin hiçbir anlamı kalmamasına…

- Banyo yapmak kan akışını ellere, ayaklara doğru çoğaltır ve bu da midenin etrafındaki kan miktarını azaltır. Sonuç olarak, sindirim sistemini zayıflatır.

- Yemekten hemen sonra uyuduğumuzda, yediklerimizi yeterince sindiremeyiz. Bu da bağırsak iltihaplanmalarına ve mide rahatsızlıklarına sebep olur.

Spor Yapmayı Sevmeyenlere!

Cumartesi, 24 Nisan 2010

Spor Yapmayı Sevmeyenlere!

Egzersiz yapmanın çok sıkıcı olduğunu mu düşünüyorsunuz? Ancak diyet yapıyorsanız, mutlaka sporla desteklemeniz gerekir. Sıkılmadan egzersiz yapmanın yolları Bura’da!
Spor salonuna yazılıp, birkaç hafta sonra gitmeyenlerdenseniz, biraz taktik geliştirmeniz gerekiyor demektir. Egzersiz için motivasyonu hep aynı seviyede tutmanın bazı püf noktaları var.
Öncelikle işe mutlaka doktor kontrolünde başlayın. Sağlıklı olduğunuzu ve spor yapmadan önce doktora gitmeye ihtiyacınız olmadığını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Her bünye farklıdır. Sizin için en uygun sporu seçmek, başladığınızda başınıza gelecek pek çok sakatlanma ve rahatsızlığı önleyecektir.
Sadece efor sarf etmek spor yapmak değildir. Egzersizi doğru yapmak son derece önemlidir. Spor salonunda saatler geçirebilirsiniz ama hareketleri doğru yapmıyorsanız, sonuç alamazsınız.
En seveceğiniz egzersizi seçmek önemlidir. Açık havada olmaktan hoşlanıyorsanız, orada yapacağınız bir spor türünü tercih edin. Takım sporları ve rekabetten hoşlanıyorsanız, birlikte yapılan sporları tercih edin.
Çocukluğunuzdan beri alıştığınız en iyi yöntem ödüllendirmektir. Bu da bir çeşit eğitimdir. İradenizi ve bedeninizi terbiye ederken, ödüllendirme yöntemini kullanabilirsiniz. Böylece motivasyonunuz artacaktır. O zaman içinde istediğiniz bir şeyi, örneğin bir elbiseyi alma sözünü verin kendinize ve bir zaman belirleyin. O süre içinde düzenli olarak spor yaparsanız, gidip kendinize o elbiseyi hediye alın.
Ne zaman egzersiz yaptığınız önemlidir. Çoğu insan bu ayrıntıyı atlar ancak bilmelisiniz ki, herkesin vücudu spora farklı zamanlarda tepki verir. Günün en enerjik olduğunuz zaman dilimini belirleyin. Hormonlarınız o saatte spor yapmaya uygun olacaktır.
Egzersizin sürekliliği elbette önemli bir konudur ancak uzun saatler ayırıp egzersiz yapma fırsatı bulamıyorsanız, bilin ki beş dakikalık bir çalışma da, yarım saat yapılan bir egzersiz kadar etkilidir. Günlük egzersiz planınızı bir kerede yapmak zorunda değilsiniz. Gün içinde bölerek yapabilirsiniz.
Egzersiz planınızı yaparken bir anda çok yüklenmeyin. Vücudunuzun hamlığı bir günde gitmeyecektir. Vücudunuzun bu çalışmaya alışması için, yavaş yavaş yükseltin. İlk haftada çok zorlu bir programla başlarsanız, hem hevesiniz kırılır, hem spordan soğursunuz. Seviyeyi zaman içinde yükseltirseniz, başardıklarınızı gördükçe, daha mutlu olacaksınız.