‘Kadınca’ kategorisi için Arşiv

Üniversiteli kızların tercihi zengin erkek

Salı, 04 Mayıs 2010

Yapılan bir ankette üniversite öğrencisi kızların genellikle zengin erkeklerle evlenmek istedikleri sonucu çıktı.

Çin’de üniversite öğrencisi kızlar arasında yapılan bir araştırmada, kızların yüzde 60′ının 1980 sonrası zenginleşen ailelerin çocuklarıyla evlenmek istediği ortaya çıktı.

Zengin aile çocuklarıyla evlenmek istiyorlar
China Daily gazetesinin haberine göre, Guangcou Kadın Federasyonunun yaptığı bir ankette, genç kızların yüzde 60′ının, Çin’in dünyaya açılımından sonra zenginleşen ailelerin çocuklarıyla evlenmek istediği belirtildi.

Üniversiteli kızlar müstakbel eşlerini ‘zengin ikinci nesilden’ bulmak istiyor” diyen Guangcou Üniversitesinden Profesör Liu Şuçien, bu durumu genç kızların daha az sorumluluk ve konforlu bir hayat istemesine bağlıyor.

Araştırmada ayrıca birbirine bağlılık ve sadakatsizlikle ilgili soruya cevaben, katılımcıların yüzde 20’si ara sıra aldatılmaya müsamaha gösterebileceğini belirtirken, yüzde 10′luk dilim ise her halükarda bir kişiye ömür boyu sadık kalacağını kaydediyor.

Üç ay süreyle ve 992 katılımcı arasında yapılan araştırmada, genç kızların insanlarla ilişkileri ve değerleri incelendi.

İlk Akşam Yemeği!

Cumartesi, 24 Nisan 2010

Kaçamak bakışmalar, muzur gülüşmeler, mesaj göndermeler, zamansız aramalar… Hoşlandığınız erkekle aranızda flört sinyalleri başlıyor ve beklediğiniz an geliyor: ilk akşam yemeği daveti!

Büyüklerimizden öğrenmişiz:” ilk intibah çok önemlidir” … Öyle zarif öyle güzel olmalıyız ki daha ilk görüşte aşka inandıracağız hoşlandığımız erkeği… Peki, nasıl giyinmeliyiz, görüntümüz olmalı? Büyük gün için hazırlıklara başlıyoruz!
Kıyafetinize karar vermeyi kolaylaştırmak için akşam yemeğinde nasıl bir mekânda olacağınızı öğrenmeye çalışın. Sadece yemek yiyebileceğiniz şık bir restoran mı yoksa yemek sonra dans edebileceğiniz bir ortam mı? Koparabileceğiniz her ipucu “nasıl giyeceğim” sorusuna alternatif yanıtlar doğurur.
Canlı renkler pozitif enerji yaratır ancak ilk görüşmelerde olabildiğince kaçınmak gerekir. Tabii bu durum baştan aşağı siyah giyinmeniz gerektiği anlamına gelmiyor. Yeşil ve pembe açık tonları; siyah ve grilerle kombinlemek için ideal renklerdir. Mavi ve beyaz karşınızdaki kişide güven duygusu yaratır. Her dönemin modası beyaz gömlekler hem şık hem de güven verici görünmenizi sağlayacaktır. İddialı giyinmeyi seviyorsanız ayakkabı ve aksesuarlarınızda kırmızı rengi tercih edebilirsiniz.
Baş başa yemek yiyebileceğiniz bir mekânda olacaksanız sade, pastel tonlarında bir elbiseyi ilgi çekici aksesuarlar ve yüksek topuklu ayakkabılarla kombinleyebilirsiniz. Elbise giymek istemiyorsanız şık kesimli bir kot pantolon üzerine bluz tercih edilebilirsiniz. Gömleklerle kombinleyebileceğiniz diz hizasında etekler ilk akşam yemekleri için uygundur.
Yemek sonrası dans edebileceğiniz bir mekânda bulunacaksanız ayaklarınızın rahatlığına önem vermelisiniz. Şık babet ayakkabılar, dolgu topuklar ya da en fazla 5 punto yüksekliğinde topuklu ayakkabılarla gece boyunca dans edebilirsiniz.
Genel görünüşünüzde hem şık hem de sade olmayı hedeflemelisiniz. Rahat hissedebileceğiniz kıyafetler seçmek gece boyunca kendinize olan güveninizi artırır.

Renkler ve Karekterleriniz

Cumartesi, 24 Nisan 2010

KADINLAR İÇİN;

BEYAZ SEVEN KADINLAR

Beyazı her renkten fazla seven bir kadın bilerek veya bilmeyerek, kalben ve zihnen temiz ve saf olduğunu ortaya koyuyor demektir. Bu kadın nazik, değer bilen, alçak gönüllü, asil ve naziktir. Parlak ziyafetler ve neşeli partiler onca pek cazip değildir. Eğlenceden ziyade başkalarına yardım etmek onu doyurur. Zamanında neşeli olmasını çok iyi bilirse de ekseri sakin ve sessizdir. Beyaz seven kadın yaradılıştan derli toplu ve intizamlıdır. Beceriklidir de. Eli her işe yatar. Prensip ve düşünceleri gayet temiz ve titiz olduğu için bazen sert ve amansızdır. Ama adaleti ve doğruluğu çok sevdiğinden kimsenin hakkını yemeğe tenezzül edemez.
Tabiatı gibi konuşması ve hali tavrı da alcak gönüllü ve sakindir. Kalabalığın dikkatini üstüne çekmeyi hiçbir zaman istemez, ama dikkatin merkezi olmayı da hiçbir zaman yadırgamaz. Mahcubiyet onun yaradılışına tamamen aykırıdır. Hiç bir şeyden korkmaz. Kendinden tamamen emin ve onun için tabii ve sakindir. Sporu sever ve kuvvetli, rahat adımlarıyla kendini belli eder.

SARIYI SEVEN KADINLAR

Parlak ve koyu sarıyı tercih eden kadınlar dedikoducu olmaya pek meyillidirler. Durmadan konuşmayı severler ama konuları ilginçtir. Hal ve tavırları da durgundur. Ağır ve yüksek konularda konuşmayı hiç sevmezler ve böyle mevzular konuşulurken yüzleri ekseri boş bir ifade alır. Ama iş bir kere hafif mevzulara , hoş beşe döküldü mü konuştukça konuşur. Fakat son derece yardım severdir ve herkesle ince ince alâkadar olur. Her şeyi bilmek ister. Pek cömert sayılmazsa da iyiliği üzerinde olduğu zaman herkese yardım etmeyi sever.

TURUNCU RENGİ SEVEN KADINLAR

Açık kavun içinden koyu portakal rengine kadar bütün turuncular, bu rengi seven kadınların sıcak kanlı, sıcak kalpli ve dost tabiatlı insanlar olduğunu ispat eder. Hiçbir zaman sert ve soğuk olmayan bu kadınlar, başkalarına karşı gösterdikleri alakalarda daima bir seviye temin etmek isterler. Yani kimseye karşı uzak ve soğuk durmak istemedikleri gibi fazla samimiyete, lâubalîliğe kaçmayı da hiç arzu etmezler. Yani her şeyin orta kararını tercih ederler.

Turuncu rengi seven kadın sakin mizaçlıdır. Kontrolünü kolay kolay kaybetmez. Kızdığı zaman bağırıp çağırmaz. Hiç kin tutmaz. Kendine yapılan bir fenalığı derhal affeder. Ekseriyetle onun bu alçak gönüllülüğünü yumuşak zannedip de tepesine binmek isteyenlere de hiç müsama göstermez. İlk önce onun her kalıba sokulabileceğini zannedenler zamanla onun gayet sağlam ve kuvvetli bir şahsiyet sahibi olduğunu anlarlar. Hakkını savunmayı iyi bilir. Ama bunu da karşısındakini kızdırmadan ve gücendirmeden yapar.

PEMBE SEVEN KADINLAR

Pembe rengi tercih eden kadınların en belli başlı özellikleri daima neşeli olmalarıdır. Bu kadınlar mutlu ve hafif kalplidirler. Gerektiği yerde ciddi olmasını ve mesuliyetlerini yerine getirmesini gayet iyi bilirler. Sadece neşe için yaşamazlar. Hayatın ciddi konularla dolu olduğunu bilirler. Çekingen olmalarına karşın bunu iyi bir şekilde saklarlar ve pek nadir dışa vururlar. Coşkun, ateşli ve fırtınalı oldukları pek nadirdir.

KIRMIZI SEVEN KADINLAR

Ne kadar parlak olursa olsun hiçbir renk, vasat parlaklıkta kırmızı kadar gözü çekmez. Kırmızı renkler nar çiçeğinden, gelincik rengine, hafif allardan kan kırmızıya kadar çeşit çeşittir. Fakat ekseriya insanın üzerinde canlandırıcı, kışkırtıcı, heyecan verici bir etki bırakır. Kırmızı renklerden birinden birini diğer renklerin hepsinden çok seven kadınlar şen ve hayat dolu olurlar. Çabuk heyecana gelip, çabuk kızar ve öfkelenirler. Dans edip şarkı söylemek gibi sözlerden hoşlanır ve bu zevkleri tatmasını çok iyi bilirler. Bu kadınları somurtkan görebilmek güç ve nadir bir şeydir.

Zira kırmızı seven kadınlar, zor bir durumla karşılaştıkları zaman suratlarını asıp düşünecekleri yerde enerjik ve hevesli şekilde harekete geçerler. Son derece azimlidirler. Gelecek hakkında uzun uzadıya planlar ve rüyalar kurmaktan hiç hoşlanmazlar. Her şeyi bir güne doldurmak onlar için daha uygundur. Şen, pervasız ve biraz da düşüncesizlerdir. Etrafın ne düşüneceği onlar için hiç önemli değildir. “hayat benim değil mi? Dilediğim gibi yaşamakta elbette serbestim” derler ve diledikleri gibi yaşarlar.

KAHVERENGİNİ SEVEN KADINLAR

Kahverenginin de açıklı koyulu bir çok tonları ve fındık kabuğundan tarçiniye kadar bir çok çeşitleri vardır.

Kahverengiyi tercih eden kadınlar geniş hayal gücünden uzak fakat metodik olurlar. Bu kadınlarda parlak bir zekaya pek rastlayamazsınız. Onlar kendi hallerinde, sessiz ve sakin olurlar. Göze pek çarpmazlar ve olağan üstü bir şey yapmazlar. Ev işinden hoşlanan, bulaşıktan hiç şikayet etmeden, adeta zevkle yıkayan ev kadınları daha ziyade kahverengi kadınları arasında çıkar. Onlar hayatlarının her safhası için önceden plan yaparlar, bir programa uyarak sistemli bir şekilde çalışırlar.

Kahverengiyi seven kadınlar yetenek sahibi olurlar. Örneğin etraflarındakileri kusurlarına karşı müsamaha ederler. Doğruyu daima sevdikleri için zararsız bir yalan bile söylemekten çekinirler. Çoğu son derece dindar olurlar. Herhangi bir kanunu ihlal etmeyi yahut herhangi bir suç saydıkları için toplumun çizdiği sınırların bile dışına çıkmazlar. Sabır ve sevgileri sonsuzdur. Onun için çok iyi birer anne olurlar.

YEŞİLİ SEVEN KADINLAR

Herhangi bir yeşil rengi tercih eden kadının en belli başlı vasfı pratik zekalı ve hazır cevap olmasıdır. Bilhassa nükteli ve iğneli cevaplar vermekte bu kadın birincidir. Yeşil seven kadınların hayatta başarılı olmayanları çok zaman alaycı ve sinik olurlar. Bu rengi seven bir kadını herhangi bir dil kavgasında veya münakaşada alt etmek hemen hemen imkansız bir seydir.

Yeşil seven kadınların zihinleri durmadan işler. Bunlar etrafında olup biten şeyi derhal görür ve derhal anlarlar. Fakat zihinlerinin bu faaliyetine nispeten vücutları o kadar faal değildir. Çoğu da dayanıksız ve tahammülsüzdürler. Güç ve uzun bir işi yarı yolda bırakmak mecburiyetinde kalırlar.

MAVİ SEVEN KADINLAR

Maviyi diğer renklere tercih eden kadınların hisleri son derece derin olur. Böyle kadınlar sevindikleri zaman çok, pek çok sevinirler. Böyle bir kadına bakarsanız bir an neşenin kanatlarıyla uçarken, biraz sonra, hiç sebepsiz, yahut en ufak sebepten, kederin derin uçurumlarına yuvarlanmıştır.

Hislerini böylece kontrol edememesi, kontrolsüz bir halde bırakması onu şaşkına çevirmiştir. Kendinden hiç bir zaman emin değillerdir, zira kendi kendini hiç bir zaman anlıyamazlar.

Bu kadın aynı zamanda başına neler gelebileceğini bilmez ve daimi bir çekindenlik içinde yaşar. Çekindiği şeyde doğrudan doğruya kendisidir. Çoğu zaman derin ve acı düşüncelere dalar gider. Başkalarında olan alakalarında ise sevecen, düşünceli ve çömerttir. Gerçi halinden dostlarına durmadan şikayet eder. Arkadaşları onun bunu daima kendi kendisiyle meşgul olduğu için yapmadığını, şikayetlerinin sahiden samimi olduğunu anlarlar ve hürmet ederler.

MOR SEVEN KADINLAR

Mor eskiden beri ihtişam ve debdebenin son basamağı olarak bilinir. Onun için mor rengi tercih eden kadın ihtişam ve lükse son derece bağlı demektir. Tarih, yüksek sınırların, saray erkanın daima mora benzediklerini kaydeder. Gerçekten de moru seven kadınlar arasında debdebeyi sevemeyen servet, konfor, şöhret ve mevki elde etmek istemeyenleri pek nadirdir.

Hiçbir zaman lüks ve debdebenin sonu gelmediği için hiçbir zaman doymak nedir bilmezler ve kendilerine bakanları adeta manevi şaşaada yenmek bu kadınların arzu ettiği bir şeydir. Durmadan beğenilip iltifat yağmuruna tutulmadan kendilerini rahat hissetmezler.

Bunlara karşın çok sevecen ve büyük kalğlidirler. Eğer severlerse, sevdikleri için yapmayacakları şey yoktur. Sürekli onu düşünür onunla birlikte olmak isterler. Evcil hayvanlaara karşıda sevgi ve ilgi duyarlar ve onları beslerler.

KURŞUNİYİ SEVEN KADINLAR

Koyu demir kurşuniyesinden açık gümüşe ve kumru rengine kadar birçok kurşuniler vardır. Bu renklerden çoğu birçok kimselere durgun, cansız gelir. Ama sezsiz sedasız, becerikli kadınlar kurşuniyi her renge tercih ederler.

Böyle kadınlar çok iyi bir iş kadını olurlar. Bazıları bunları soğuk bulur. İçlerinden bir kısmı sahiden de soğuktur. Fakat çoğu sadece içlerinin dışarı vurmasını istemez. Hisleri açıktan açığa ifade etmenin lüzumsuz olduğuna inanırlar. Bazıları da hislerini nasıl ifade edeceklerini bilmedikleri için içlerinde saklar, hapsederler.

Kurşuniyi diğer renklere tercih eden kadınların çok başarılıdırlar. Yani kendilerine seçtikleri sahada usta olurlar ama başka bir sahaya karşı asla alaka göstermezler. Zekaları mükemmeldir. Ama ev hayatını alalade bir ev kadını olmayı zevksiz ve manasız buldukları için iş hayatına atılırlar. Burada kadınların bütün kabiliyet ve yetenekleri ortaya çıkar.

Aldatılan Bayanlara Tavsiyeler

Cumartesi, 24 Nisan 2010

Affedilen erkek tekrar aldatır
Nesrin T. ‘öteki kadını’ hiç merak etmedi. Ona göre sevgilisiyle ‘o’nun seviyeleri uyuşuyordu. Annesinin sözünden çıkamayan sevgilisinin bir anlamda kadınlardan intikam aldığına inanıyordu.
İnternette tanıştığı erkek arkadaşı tarafından aldatıldı. Ama ilişkisini sürdürdü. Ancak yine ihanete uğradı. Nesrin T.’ye göre aldatılan kadının yapması gereken, arkasını dönüp gitmek

Nesrin T. 39 yaşında ve bekâr. Yedi yıl önce yaşadığı ilişkide aldatılmış. ‘Bir daha olmaz’ diyerek sevgilisini affetmiş. Ancak aldatma sürmüş. Nesrin T., “Bir erkek tuvalete giderken bile yanına telefonunu alıyorsa şüphelenmeli” diyor.

Evliyken mi aldatıldınız?
Hayır, birlikteliğim sırasında aldatıldım. Evlenme konusunu konuşuyorduk ama önümüzde onun askerliği gibi bazı engeller vardı, her şey düzene girince evleniriz demiştik.

Kaç yıllık birlikteliğiniz vardı?
Toplam altı senelik bir ilişkiydi. Bunun sanırım ikinci yılında ve sonrasında da aldatıldım. Şüphelerim vardı ama insan bunu kendine de karşısındakine de yakıştıramıyor. Her iki taraf için de çok küçük düşürücü bir durum ve eşiniz olarak seçtiğiniz kişinin bunu size yapmayacağına kendinizi inandırmak sanırım daha rahatlatıcı geliyor.

Nasıl tanışmıştınız?
İnternette tanışmıştık. Bir arkadaşımın evindeydim. Hayatımda ilk defa chat yaptığım bir geceydi. Çok keyifli bir sohbet ettik. Arkadaşım da yanımdaydı, Ona benim cep telefonumu yazmış. Ertesi gün aradı. Üç ay kadar sadece telefonda konuştuktan sonra buluştuk. Altı ay sonra da çıktık.

İlişkinizde herhangi bir sorun var mıydı?
Çok güzel başlayan bir birliktelikti. Bir ilişkide aranılan dostluk, heyecan, sevgi vs. hepsi vardı. Ben sorun olduğunu düşünmüyordum. Birbirimize karşı saygılıydık. Konuşmayı, paylaşmayı çok seviyorduk. Aslında iyi bir dostluktan sonra başlayan bir ilişki olduğu için hem heyecanlı hem de bir anlamda sakin bir ilişkiydi. Bir süre sonra işinden ayrılmak zorunda kaldı, ben ise iyi bir firmada iyi bir pozisyonda çalışıyordum. Sanırım en büyük sorun bu oldu. Şimdi geriye dönüp baktığımda bunu kaldıramadığını düşünüyorum ama ben anlayamadım sanırım. Yaş olarak benden küçük olduğu için başlarda benim açımdan büyük bir kabullenme zorluğu oldu ama zaman geçtikten sonra bağlanan daha çok ben oldum. Bir diğer sorun da annesiydi. Çok özgür olduğunu söyleyen erkek arkadaşımın hayatı, kendisinin de farkında olmayacağı şekilde aslında annesi tarafından yönetiliyordu. Ayrı anne-babanın bir çocuğu olmanın verdiği bu bağlılık ve bunun üstesinden gelememesi de çok etkiliydi ilişkimizin hırpalanmasında.

Benden gençti dediniz… Kaç yaşındaydı? Şu anda 39 yaşındayım. 30 yaşındayken onunla tanıştım. O ise 25 yaşındaydı. Tanıştıktan iki yıl sonra aldatıldım.

Sevgiliniz nasıl biriydi? İlgili mi, umursamaz mı, kıskanç mı?
Hem ilgili hem umursamaz, hem uçarı, hem utangaçtı. Çok değişkendi. Şimdi baktığımda kişiliğinin tam oturmadığını görüyorum. Aslında annesi ne derse o oluyordu ama bunun farkında değildik. Kadınlardan farkında olmadan intikam aldığını da zaman zaman düşünmüşümdür.

Sizden önceki kadınları biliyor muydunuz?
Bir kısmını biliyordum. Evlenip ayrılmıştı ama hâlâ üzerinde ilk karısının etkisi vardı. Sanırım ilk aşkı olmasından dolayı takıntıydı. Birkaç farklı ilişkisini de bana anlatmıştı. Ama insan âşık olunca kendi başına bunlar gelmez sanıyor.

Nasıl şüphelendiniz?
Bir gece beni bıraktıktan sonra evine gideceğini söyledi. Ancak aradığımda telefonunu açmadı. Ertesi gün geldiğinde bir şeyler değişmişti. Ne olduğunu sordum. Eski karısını gördüğünü ve kavga ettiğini söyledi. Ama inanmadım. Sonra kendime kızdım bunu sorduğum için, çünkü aramızdaki ilişki sorun olmadan devam etti. Bir süre sonra belli zamanlarda bahaneler uydurmaya başladığını hissettim. Aramaları, sesindeki heyecan azaldı, her gittiği yere cep telefonunu da götürmeye, yanında taşımaya başladı. Bir erkek tuvalete bile cep telefonunu yanına alarak gidiyorsa şüphelenmek gerek. Sonra ayrıldık. Ancak birkaç ay sonra tekrar biraraya geldik. Bana bir kadının ondan hamile olduğunu iddia ettiğini söyledi. Ama o istemiyordu. Hayatımdaki en büyük üzüntülerden ve kırgınlıklardan biriydi.

Sizi aldattığını bilerek nasıl sürdürdünüz?
Aldatılmış olmak çok büyük bir travma aslında ama âşık ve o kişiye bağımlı hale gelmişseniz her şeyi görmek istediğiniz gibi görüyorsunuz. Aslında biliyorsunuz ama bahaneler yardım ediyor. Tabii bu belli bir süre sonra yetmiyor. Hiçbir şeyine ve söylediğine güvenmiyorsunuz. Kendinize de güveniniz gidiyor. Bir paranoya durumu oluyor yani.

Ayrılmamak bir şekilde erkeğe ikinci aldatma için vize vermek değil mi?
İlişkiyi yaşarken öyle düşünmüyorsunuz. Bir hata yaptı, anladı, geri dönü, şimdi beni kaybetmemek için her şeyi daha iyi yapacak ve aldatmayacak diyorsunuz. Ama öyle olmuyor tabii. Ama evet, ilişkiye devam etmek ona vize vermek oluyormuş. Nasılsa affediliyorum mantığı oluyor.

Öteki kadını merak ettiniz mi? Çok merak ettim. Ama araştırma yapmadım. Bu, bana bir şey kazandırmazdı. Daha da kötü hissedecektim. Ne değişecekti? Ben yüksekokul mezunuyum ve üst düzey yönetici olarak çalışıyordum. Diğer kadın lise mezunu bir sekreterdi. Kültürel ve sosyal açıdan birbirimizden çok farklıydık. Hayattan farklı beklentilerimiz vardı.

Sevgilinizin onda bulduğu neydi?
Seviyeleri uyuşuyordu. Uğraşması, kendini geliştirmesini gerekmeyen bir ilişkiydi. Benle saygılı, düzeyliyken diğer kadınla çok daha seviyesizdi.

Neden aldatıldığınızı düşündünüz mü?
Çok düşündüm. Onun karakterinin oturmamış olması ve bir de ben bunu kabullendiğim için aldatıldım. Bir ilişki için gereken fedakârlık ve sabrı gösterecek bir adam değildi.

İhaneti öğrendiğinizde ne hissettiniz?
Karnıma bir yumruk, boğazıma bir düğüm, kalbime bir dağlanmış hançer saplanmış gibi oldu. Ama gene de ‘neden?’ diye sordum kendime. Bende eksik ne, neden aldatıldım? O gün hiç konuşamadım. Sonra ayrılıp barışmanın beni geriye götürdüğünü gördüm. Birden bir aydınlanma oldu hayatımda. Direkt kestim ilişkimi, aramalarına cevap vermedim, bir iki kere çok kısa net cevaplar verdim yani açık kapı bırakmadım. Ailesiyle ve ortak görüştüğümüz kişilerle ilişkimi kestim. Sonra baktım ki kurtulmuşum.

Bu, ilk ilişkiniz miydi?
İlk ciddi ilişkimdi diyebilirim. Bundan önceki ilişkilerimde ben çok fazla kendimi bırakmadığım ve her zaman kontrollü olduğum için çok fazla ilişki gibi değildi. Zaten bir süre sonra da kendiliğinden bitiyordu. Bu ilişkim kontrolü elden bıraktığım ilk ilişkim oldu.

Sizce aldatılan bir kadın ne yapmalı? Direkt ne hissettiğini ve karşısındakinin ona ne hissettirdiğini söyleyip arkasını dönüp gitmeli ve bir daha da dönmemeli.

Aldatılma acısı tarif edilebilir mi?
Kalbimin acıdığını ve ağrıdığını hatırlıyorum. Böyle bir yanma hissi bir daha duymak istemem. Öyle bir acı ki sanki hiç bitmeyecek gibi geliyor. Sanırım ölüm kesin bir son ve kabullenmek zorunda olduğunuzu biliyorsunuz. Ama aldatılmak öyle değil, karşınızdakinin bir seçimi ve sizi değil de bir başkasını seçmiş olması çok kırıcı ve dayanılmaz bir üzüntü veriyor. İnsanın kendine olan güvenini de sorgulamasına neden oluyor.

‘Parası ve zamanı olan erkekler daha çok aldatyor’

Evlilik ve Aile Terapisti Psikiyatrist Dr. Rukiye Hayran, mesleklere göre en çok aldatanlara bakıldığında parası ve zamanı bol olanların dikkat çektiğini söylüyor.

Kadınlar aldatıldıklarını hissedermiş…
Birçok kadın bunu bir şekilde fark eder, algılar ama karşıdaki insana ifade etmekte zorlanır. Psikolojik bir savunma vardır. Doğabilecek sonuçlardan korktuğu için görmezden gelir. Bunu açıkça ve bilerek yapmaz. Bilinçdışı, otomatik olarak meydana gelir. Kimi insan için yalnız kalma korkusu vardır. İlişki görünür hale gelirse yalnız kalacaktır. Onu terk edecektir veya rezil olacak, aşağılanacaktır. Aldatılan kadın etiketi yapıştırılır çünkü. Burada erkeğin yaptığı şeye karşılık kadının ödediği bir bedel vardır. O yüzden kol kırılır ve yen içinde kalır. Kadının kendine olan güven kaybı da son derece hassas bir konu.

Kadınlar da aldatmıyor mu?
Kadınların aldatması da nadir değil.
Sanıldığı kadar az değil yani.

Aldatılan erkek de size geliyor mu?
Çoğunlukla kadın gelir bize ne yapacağını sorar. Aldatılan erkek de gelir, birçok kez ‘aldatan erkek’ de gelir. Bunu çok cesurca buluyorum. Birçok kez bana çift olarak gelirler. Bu önemlidir çünkü restorasyon isteği vardır.

Aldatılmada önemli olan ne?
Aldatmada önemli olan şey üçüncü kişiyle uzun süreli duygusal bir ilişki mi yoksa bir gecelik ilişki mi var. Sadece cinsel ilişki yaşanmış olup bitmiş mi? Eş neyle meşgul? Bazen kadın, “Kocamla duygusal birliktelikleri var ama ‘o’ olmamış” der. İkna olmak istiyor kadın. İnanmak isteyip istememek de çok önemil. Birçok kadın eşinin ilişkisini sezer, bunu sezmemek mümkün değil. Her erkek bunu anlaşılır bir şekilde yaşamayabilir. Kadın her seferinde bunu hisseder ve yok sayar. Birçok kadın kendine şunu söyler, “Benim başıma gelmez sanırdım.” Tıpkı kanserin kendi başımıza gelmeyeceğine inanışımız gibi. İlişkiler için de bu böyle.

Kimler daha çok aldatıyor?
En fazla parası ve vakti olanlar aldatıyor. Yani serbest meslek sahipleri, ticaret erbabı olanlar birinci sırada. Erkekler, **** konusunda elde olanla yetinmemekle ilgili olarak, ‘Dışarda daha iyi bir şeyler var ve ben bunu kaçırıyor muyum?’ ‘Tren kaçıyor, tren giderken ben ne kadar çok seyahat edersem o kadar güzel olur’ diye bakıyor. 50’li yaşların üzerinde birçok erkek bunu yaşar ve ifade eder. Kadınlar bundan ne anlıyorlarsa artık bunu onlara bırakıyorum. Dürüst oldukları için aslında onları kutlamak gerekiyor.

Daha çok erkekler mi aldatıyor? Erkekler daha çok aldatıyorlar bu kesin. Çünkü erkeğin bir izni var üstü kapalı olarak. **** düşüncesi açısından erkek daha avantajlı. Kadın beyniyle erkek beyni de farklı. Kadının aklından gün içinde **** 2-3 defa, erkeğinkindense 20 bin defa geçiyor. Erkek ne kadarını kontrol edececek beyin açısından. İçgüdüsel açısından bu böyle. Fırsatını bulduğunda, hele de flörtöz bir yapısı varsa bunu yapabilir.
Yetiştirilme tarzında erkeği yücelten bir durum var. Genelde komşuya oğlumuzun ‘pipisini’ gösteriyoruz. Oysa kimse kızının ‘kukusunu’ göstermez.

Kadınlar kızgınlığını nasıl gösterir

Cumartesi, 24 Nisan 2010

Nevşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Cihan ile yüksek lisans öğrencisi Esra Buket Batur tarafından yapılan ortak çalışmada, Diyarbakır’da yerel ağızla söylenen beddualar derlenerek bunların psikolojik ve sosyolojik değerlendirmesi yapıldı.

Prof. Dr. Cihan, yaşamsal, kültürel her türlü düşüncenin simgesi ve taşıyıcısı olan dil ve onun uzantısı olan bedduaların Diyarbakır’ın geleneksel toplum dokusu bağlamında irdelendiğini söyledi.

Bedduanın, bir kimsenin başına kötü şeylerin gelmesini dilemek ve lanetleme anlamında olduğunu ve özünde insanın üstesinden gelemediği olay ya da kişilerle mücadele edebilme isteği yattığını vurgulayan Cihan, dolayısıyla bedduaların sadece insan psikolojisinin anlık dışa vurumu değil, içerisinde toplumsal kalıntılar, toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerin kadın yaşantısına yansıması gibi pek çok olguyu da barındırdığını ifade etti.

ÖFKENİN FARKLI YANSIMASI
Cihan, öfkenin; toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikler nedeniyle erkekte kendini fiziksel ya da sözel şiddet olarak gösterdiğini, kadında sözel şiddetin toplum tarafından meşrulaştırılmış hali olan beddua şeklinde ortaya çıktığını belirterek, ”Bedduaları incelediğimizde çoğunlukla kadınlar tarafından kullanıldığını gözlemledik. Toplumda bastırılmış olan kadın, kızgınlığını bedduayla ifade ediyor. Kadın, öfke halinde içinde oluşan şiddet potansiyelini, toplumsal baskı nedeniyle fiili eyleme dönüştürme gücü bulamadığından beddualara yönelmektedir” dedi.

Prof. Dr. Cihan,sadece kadınlar tarafından kullanılan bedduaları şöyle sıraladı:

Kaynanaların gelinleri için söyledikleri;
Sesin soluğun kesile geberesen,
Ağbetim(akıbetim) başan ola (Yaşadıklarım başına gelsin)
Çinimin (sırtımın) eti yakamın biti olasan (kaynanaların gelinlerinin yüzünü görmemek için ettikleri beddua)

Gelinlerin kaynanaları için söyledikleri;
Gorunda (mezarında) dik oturmayasan (mezarında bile rahat etme anlamında),
Kefenin elimle biçeyim,
Lal olasan (çok konuşan kaynanalar için),
Alil ağma (kör) olasan,
Kurtlanasan koğhasan (kokasın).

Kadınların kocaları için kullandıkları;
Gidişin ola gelişin olmaya,
Kanlı gömleğin gele,
Yerişip yermeyesen,

Kadınların çocukları için kullandıkları beddualar;
Ah diyesen oh demiyesen (hiç mutlu olma),
Alil ağma olasan,
Bir suda bir tahtada kahasan (öl cenazen bir an önce kaldırılsın),
Biri ala seni itler kimi parçalaya seni (evlenecek yaştaki kızlar için kullanılıyor),
Ah diyesen kan kusasan (verem olup ölmesi isteği),
Yatasan kahmayasan (ev işlerine yardımcı olmayan kız çocukları için kullanılıyor)

Kadınların komşuları için okuduğu beddualar;
İtten aç yılandan çıplak kalasan,
Kızsan kızdırasan ısıtasan kızlığın üç gün ola,
Kafıl kadaya gelesen (Gafil olup belaya düş),
Kan kusasan,
O boyda gidesen,

Hem erkekler hem de kadınların kullandığı beddualar;
Toh yediğin gün bayram ola (her zaman bolluk içinde yaşamayasın),
Et yüzü görmeyesen gemik (kemik) yalayasan (öfkeye sebep olan kişinin yoksullaşmasını dilemek),
Zukkumun köküni yiyesen (çok yemek yiyen çocuklar için söylenir),
Atların kuyruğunda gidesen (yaptığın işte en sonda kal).

‘BEDDUALAR, KADININ PSİKOLOJİK DURUMUNU YANSITIYOR
Nevşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Cihan, kadının ettiği bedduaların kadınların psikolojik durumunu yansıttığını dile getirerek, gelin ve kaynana arasındaki bedduaların kökeninde ise büyük olasılıkla geleneksel geniş aile yapısının gelin üzerinde yarattığı baskının yattığını söyledi.
Cihan, geleneksel geniş aile yapısının çözülmesinden kaynaklı olarak gelin kaynana arasındaki beddualaşmanın da giderek azalmakta olduğunu da sözlerine ekledi.

Erkeklerin söylediği Kadınları çileden çıkaran sözler

Cumartesi, 24 Nisan 2010

Erkeklerin söylediği bazı cümleler var ki kadınları çileden çıkarıyor. “Kim soktu bunları kafana?”, “Sen ne anlarsın ki!” “Çalışmak senin neyine” gibi aşağılayıcı sözler aslında erkeklerin özgüven eksikliğinden kaynaklanıyor.

‘Kilo almışsın, yemek pişmemiş’ gibi gerçeklik payı bulunan cümleler ise bazen doğru olsa da çok kırıcı oluyor.

-Elinin hamuruyla erkek işine karışma, sen kadınsın otur oturduğun yerde, kim soktu bunları senin kafana, siz kadınlar çok dırdırcısınız… Erkekler tarafından söylenen bu cümlelere pek çok kadın aşinadır. Ve bu sözler birçok kadını çileden çıkaran cümlelerin başında gelir. Önyargılı olarak dile getirilen bu gibi ifadelere en çok maruz kalanlarsa kadın sürücülerdir. Öyle ya, öndeki şoförün ufak bir hatası görülse “Sürücü kesin kadındır.” cümlesi yapıştırılıverir. Çalışan, yöneten, üreten kadın sayısı her geçen gün artsa da kadınlara olan önyargılar hâlâ tam anlamıyla kırılabilmiş değil.

“Kadınlardan yönetici olmaz.”, “Kadınlardan şoför olmaz.”, “Çalışmak senin neyine?”, “Sen ne anlarsın ki!”, “Bu evde benim dediğim olur.”, “Ben erkeğim, istediğimi yapmak zorundasın.” gibi cümleler kadınların hoşlanmadığı fakat sıklıkla karşılaştığı sözlerden. Psikolog Dr. Meltem Kavcar Sırmalı, bu durumun erkek egemen kültürün etkisinden kaynaklandığını ifade ediyor. Sırmalı’ya göre kadınlar yavaş yavaş dört duvar arasından çıkıyor. Kısa süre sonra ise iş hayatlarında başarıya ulaşıyorlar. Bu cümleleri kuran erkekler de çoğunlukla yetkinliklerini kaybetme konusunda korkuya kapılanlar. Yüz yıl önce iş yaşamına dâhil olamayan kadınların kısa sürede başarıya ulaşmalarının erkekler tarafından tehdit olarak algılanması Sırmalı’ya göre çok normal: “Çünkü binlerce yıldır kendi aralarında karar veren erkekler şimdi alanlarını kadınlarla paylaşmak zorunda kalıyor.”

Buna rağmen Sırmalı, “Erkeklerin kadınlara karşı kullandığı aşağılayıcı cümleler, kendilerini yüceltmeye çalışmalarından kaynaklanıyor. Gerçekten ‘özgüven sahibi hiçbir erkek’, kadınlara karşı bu tarz incitici cümleler kurmaz.” diyor ve ekliyor: “Zaman içerisinde gerek erkekler gerekse kadınlar modern toplumdaki rollerine alışacak; birbirine saygı ile yaklaşmayı, karşısındakini tehdit olarak görmeden yaşamayı öğreneceklerdir.”

Bazen de erkeklerin kadınlara söylediği sözler, gerçeklik payı olsa da kadınları mutsuz ediyor. Bunlardan ilki tabii ki “Kilo almışsın” cümlesi. Bir kadın, kilo problemi olmasa bile bu cümleye tahammül edemiyor. Bir diğeri ise “Yemek tuzlu olmuş” ya da “Pişmemiş.” sözü. “Yemeklerinin beğenilmemesi her kadını derinden yaralar.” diyen ev hanımı Aysun Yaman, “Dünyadaki hiçbir yemek, annemin yemeklerini tutmaz.” diyen erkeklere fena kızıyor. Yaman, “Kayınvalidemin yemekleri kötü aslında. Ama eşimin damak tadı ona alıştığından güzel geliyor. Erkekler annelerinin yemeklerini eşlerininkinden daha fazla beğeniyorlarsa bile mümkünse söylemesinler.” diyor.

Kadınlar, hararetle bir şey anlatmaya çalıştıklarında ya da tartışma sırasında kendilerine “Sonra konuşuruz.” denilmesinden de hiç hoşlanmıyor. Eşinin bu cümleyi sıklıkla söylediğini ifade eden Nur Saydam, “Bu cümle kendimi önemsiz hissetmeme ve ileride daha büyük tartışmalar yaşamamıza neden oluyor. Çünkü o konuyu içimde büyüttükçe büyütüyorum.” diyor. Yasemin Kural da “Kim soktu bunları kafana?” cümlesine çok kızıyormuş. “Sanki biz bir şey düşünemeyiz, hiçbir şeyden anlamayız.” diyen Kural, erkeklerin kadınların da düşünebildiğini anlaması gerektiğini söylüyor.

Kadınları kızdıran bazı sözler

“Bütün kadınlar aynı.”, “Akşama kadar evdesin ne iş yaptın da yoruldun?”, “Rahat rahat evde oturup evinin işini yapsana.”, “Üç kuruş kazanıyorsun diye tepemize çıktın.”, “Bu evde benim dediğim olur.”, “Bayram tatilinde bizimkilere gidiyoruz.”, “Ben erkeğim, istediğimi yapmak zorundasın.”, “Daha iyi anlarsınız diye çayı sizden istedik. (ofiste)” “Elinin hamuruyla erkek işine karışma.”, “Sen kadınsın, otur oturduğun yerde.”, “Kim soktu bunları senin kafana.”, “Kadınlar dırdır yapar, kafa ütüler.”, “Kadınlardan yönetici olmaz.”, “Kadınlardan şoför olmaz.”, “Kadınlar teknoloji cahilidir.”, “Kadınlar futboldan anlamaz.”, “Çalışmak senin neyine!”, “Sen ne anlarsın ki!”, “Kilo almışsın.”, “Hiçbir yemek anneminkinden güzel olamaz.”

Kadınların Vazgeçemediği 10 Erkek

Cumartesi, 24 Nisan 2010

Her kadının bir ideal tipi vardır. Ama dikkatli bir göz, kadınların çoğunun hayalindeki erkeğin bir benzeri olduğunu görecektir.

Bazı kadınlar sarışın sever, bazıları esmer. Fiziksel özellik bakımından belki anlaşamayabilirler ama bir erkekte aradıkları özellikler hemen hemen aynıdır; güçlü olsun, güvenilir olsun vesaire. Peki, kadınlar beğendikleri erkekleri bir şekle sokarak tarif etselerdi nasıl olurdu. Örneğin mesleği ne olurdu? İlk sırayı hangisi, son sırayı hangisi alırdı. Merak edenler için işte kadınların vazgeçemediği 10 erkek tipi.

1. Kötü çocuk: Ne yapacağı kestirilemez, kararsız, hiçbir şeye değer vermez ama kadınlar ona bayılır. Ne zaman iki erkek arasında kalsalar kadınlar daima kötü çocuğu seçerler. Dayanılmaz cazibesi ve şeytan tüyüyle kötü çocuk kadınların en çok beğendiği erkeklerin zirvesinde.

2. Sporcu: Asi, atletik ama aynı zamanda disiplinli. Kusursuz bir vücut. Sporcu erkekler kadınların hoşlandığı erkek tiplerinin başında geliyor.

3. Müzisyen: Bir konsere gittiğinde sahnede gördüğü adamla birlikte olmayı kim istemez ki?

4. Yabancı erkek: Farklı ve oldukça gizemli. Değişik alışkanlıkları ve değişik bir aksanı olan dış ülkelerden bir adam, özellikle yurt dışına çıkmamış kadınlar için çok çekicidir.

5. Sanatçı: Her kadının ağlayacak bir omuza ihtiyacı vardır ve duyarlı bir sanatçı bu kişilerin başında gelir. Bol triko kazaklar ve düşük bel pantolon giyen yakışıklı bir destekçiye kim hayır diyebilir?

6. Köpek sahibi erkek: Köpeğin cinsi ne olursa olsun özellikle 30 yaş üstü kadınlar için bu erkekler dayanılmazdır. Çünkü onlar şefkatli ve sorumluluk almayı bilen erkekler.

7. İtfaiyeci: Alevlerle savaşan adam. Hem güçlü, hem de cesur. Üstüne üstlük bir de yakışıklıysa…

8. Cerrah: Herhangi bir şeyi bir cerrahtan daha seksi bulacak pek az kadın vardır. Bunun nedeni cerrahların aldıkları zorlu eğitimi hayatı daha iyi yapmak için kullanmalarıdır. Kadınlar yakışıklı bir cerrahta hem zekayı hem güzelliği bir arada bulabilirler.

9. Aşçı erkekler: Yemek yapabilme yeteneğinin kadınlar üzerinde inkar edilemez bir etkisi vardır. Mutfakta ne yaptığını bilen bir erkek bir kadını kolayca etkileyebilir. Ne de olsa hiçbir kadın kendisi için hazırlanmış bir akşam yemeğine hayır diyemez.

10. Marlboro erkeği: Dar kot pantolonu ve deri çizmeleriyle oldukça vahşi görünür ama aynı zamanda çok romantik ve naziktir. Sert bakışları ve iddialı bir konuşmaları vardır.